EKONOMİ Haberleri Tümü

Tarım İşçiliğinden turizmde işverenliğe

Videoya Git

Tarım içesi Beypazarı'nda tarlada çalışan kadınlar turizmle beraber tarım işçiliğinden esnaflığa ve işverenliğe yükseldiler. Turizmde öne çıkan Beypazarı kadını Beypazarının da yükselen değeri oldu.

TARLADA TARIM İŞÇİLİĞİNDEN, TURİZMDE İŞVERENLİĞE YÜKSELEN BEYPAZARI KADINI
 
Tarlada tarım işçiliğinden Turizmde patronluğa ve İşverenliğe yükseliş
Konakları ve gümüşüyle ünlü, tarıma dayalı Ankara’nın tarihi turistik ilçesi Beypazarı’nda tarlada tarım işçiliği yapan kadınlar 14 yıl önce başlayan turizmle beraber ilçede esnaf ve işveren oldular.
 
Beypazarı’nın en önemli gelir kaynağı tarım işçiliği iken bu gün turizm, insanların en önemli geçim kaynağı olmaya başladı.
 
7 den 70 ‘e yaz-kış, sıcak-soğuk, yağmur, yaş, çamur, kar-kış demeden, sosyal güvence olmadan tarlada çalışan kadınlar, son yıllarda ilçeye Güneydoğudan ucuz mevsimlik işçilerin getirilmeye başlanması nedeniyle işsiz kalmaya başladılar. Evde oturmak istemeyen, ailesine ekonomik katkı yapan kadınlara turizm yeni bir iş kapısı açtı.
Tarlada üretken kadın Turizmle birlikte kendini gözleme, bazlama, tarhana, erişte üretimi yapıp para kazanayım derken iş sahibi oldular ve esnaf olup yanlarında onlarca kadın çalıştırmaya başladılar. Tarlada işçi iken patron ve sonrasında da işveren olmayı başardılar.  Turizm faaliyeti Beypazarı kadını için iş, aş ve umut oldu.
 
Turizmle birlikte, zor olan, ağır şartlardaki tarım işçiliğinden kurtuldu, kuru ve rahat olan turizmi  tercih ederek esnaf oldu.  Turistik işletmelerde işçi olarak çalışmaya başlayan kadınlar evinde eşi, çocukları ve ailesi için ürettikleri turşu, tarhana, erişte, baklava, yaprak sarma, etli göveç, içli ekmek, gözleme, yarımca  gibi yöresel ürünleri bu seferde tezgahlar için üretmeye ve dışardan gelenlere satarak gelir elde etmeye başladılar. Bu süreç kendi işini kurmaya götüren sürecin başlangıcı oldu.  Bu gün Beypazarı’nda turistlere hizmet veren tüm işletmeler, alış veriş yapılan dükkanlar kadınlar tarafından yönetilmeye başlanmış.
 
Kadınlar şalvarı ve yöresel kıyafetleriyle turistlere kendini kabul ettirdi ve simge oldular.
Beypazarı tarihi evlerinin yanı sıra yöresel kıyafetleriyle, şalvarıyla, yemenisiyle, yöresel kültürüyle, kendi şivesiyle tarladaki tarım işçiliğinden ticarete atılan kadın, ürettikleri yöresel yemeklerle de kendi markalarını oluşturmaya başladı. Her kadının evi için yılda 10-20 kilo ürettiği yöresel ürünler şimdi günlük olarak 100-200 kilo arasında üretilmekte. Her üreticinin ürettiği malın üzerinde markası var. Üretim için hem üretim izni almışlar, işyeri açılış ruhsatlarını almışlar, ticaret odalarına kayıt yaptırmışlar. Vergi ödeyen ve sosyal güvenceye kavuşan, yanında çalışanları da sosyal güvenceye kavuşturan bir sektör olmuş Beypazarı kadınları.
 
Evinde ürettiği yöresel yemeklerin tatlarını ilçeye gelen ziyaretçilere ikram ederek tattırması, gelenlerin tekrar Beypazarı’nı ziyaret etmesine sebep olmuş. İlçeyi defalarca gelip görmek isteyenler birazda Beypazarı kadınının elinde ürettiği tatları tatmak için ilçeye geldiklerini söylüyorlar.
Tarlada çalışırken evine ekonomik destek sağlayan kadınların işsizlikten veya boş vakitlerini değerlendirmek amacıyla girdikleri turizm faaliyeti içinde aldıkları rol, farkında olmadan Beypazarı’nın tüm Türkiye’de tanınmasına ve model olmasına da zemin hazırlamış. Kadının kendi adına başarısı Beypazarı’nın da başarısı olmuş ve Beypazarı marka kent olma yolunda önemli kazanımlar elde etmiş.  Beypazarı kadınının başarısı Beypazarı’nın adını dünyaya duyurmaya kadar götürmüş. 
 
Beypazarı’nda esnaflık yapan kadın esnaflarla görüntülü röportajlar
 
Beypazarı’na günü birlik ziyaret için Ankara’dan gelen emekli Türkan Lekesiz; ‘’Ankara’dan geldik, günü birlik bir gezi düzenledik ailece. Çok beğendik. Daha önce de gelmiştim. Onun için zaten ikinci defa geldim. Bilhassa hanımların esnaflığa girmesi beni çok mutlu etti. Alışveriş yaptık. Gümüş baktık.’’ dedi. Bayanların esnaflık yapmasına; ‘’ çok mutluyum yani, hanımların gayet tabii ki üretimde yer alması beni çok mutlu etti. Ne güzel. Darısı bizlerin başına’’ dedi.
 
Gözleme, Yarımca üretimi yapan Turistik işletme sahibi Rukiye GÖKMEN; (39 yaşında) Beypazarı bir tarım ilçesi. Hanımlar eskiden Beypazarı’nda tarımla daha çok uğraşıyorlardı. Sonra mevsimlik işçiler gelmeye başlayınca gidemediler veya götürülmediler. Ağır bir işçilikti. Sigortaları yoktu. Turizm başlayınca birden kendilerini turizmin içinde buldular. Önce baya bir çekimserlik oldu ama iyi bir başlangıç yaptılar. İyi de becerdiklerini düşünüyorum. Şu anda gözleme yapıyoruz, yaprak sarma, yöresel gıdaları üretmeye çalışıyoruz. Tarlada işçi iken işveren konumuna geçtik. Hafta içinde yanımızda iki kişi çalışıyor, hafta sonları 6-7-10 olabiliyor. Duruma göre değişiyor. Beypazarı turizminin başarısında kadınların rolü büyük oldu.
 
(Yöresel Gıda Üretiminde çalışıyor) Havva Metin (53 yaşında); Beypazarı tarım bölgesi. Tarlaya işe gidiyorduk yazın kışın soğukta sıcakta çamurda çökekde tarlada çalışıyorduk. Zordu. Çamurun çökeğin içersinde kışın soğuk tependen geçiyor, yazın çamur ayağından geçiyordu. Evde yediğimizle başladık tezgaha. Sosyal güvencemiz yoktu tarlada çalışırken. 35 yıl tarlada çalıştım. Şimdi kızım tezgaha başladı. Evde kendi yediğimiz 20 kilo tarhana 10 kilo erişte ederek başladık. Şimdi 200 kilo erişte ediyoruz. 500 kilo tarhana karıyoruz. 10 kilo 20 kiloyla başladık bu işe. Daha önce tarlaya gidip bir yevmiye kazanırken şimdi tezgahtanda dükkana geçildi. Bağkurlarını sigortlarını ödüyor herkes. Çalışma için üretim izni alındı. Tarlada çalışırken işçiydik burada patron olduk. 10 kişiye iş veriyoruz. Makarnacısı ayrı, eriştecisi ayrı, baklavacısı ayrı, paketcisi ayrı 10 kişiye iş veriyoruz.
 
(Yöresel Gıda üretim ve satışı) Nesrin AKSOY (35 yaşında); Ben burada tarhana, makarna, baklava, evimde yaptığım ürünleri satışa sunuyorum. Bundan öncesi tarlaya işe giderdim. Beypazarı deyince zaten tarım akla gelir. Havucu ile meşhurdur Beypazarı. Tarlaya işe giderdik gece gündüz. Ispanakıydı, havucuydu sürekli tarlada çalışırdık. Beypazarı’na dışardan göç geldi. Dışardan gelenler tarlada çalışmaya başladılar. Bizde de bu turizm başladı. Allahıma çok şükür. İyi ki de başlamış. Bizde çok memnunuz. Tarladan da kurtulduk. Tarlada çalışırken evinden çıkıyorsun, sabahın köründe. Tarlada işçiyiz. Zor şartlar altında çalışıyorduk. Yağmurda, yaşta, güneşde. Şimdi Allahıma çok şükür işvereniz. Kendimi patron olarak görmüyorum ama yanımızda şu an 11-12 tane hanım çalışıyor. Herkes evine ekmek götürüyor. Herkes para kazanıyor. Onlarda hanımlar. Bağkur ödüyorum. İki ortağız bir arkadaşım var. O sigortalı. Tarlada çalışırken sosyal güvencemiz yoktu. Günü birlik kazanıyor, akşama kadar kazanıp sabaha kadar yiyorduk. Ama şimdi kazanıyoruz, birikimimi yapıyorum, bağkurumu ödüyorum, arkadaşım sigortasını ödüyor. Arabalarımızı aldık. Üretim izinlerimizi aldık. Allahıma çok şükür.
 
(Yöresel Gıda üretim ve satışı) Şenay YILMAZ (39 yaşında) Nesrin Aksoy’un ortağıyım, imalat hanemiz var. Yanımızda 12 çalışan var. Erkekler bizim yardımcımız. Onlar olmasalar bu iş gitmezdi. En büyük desteği onlardan alıyoruz.
 
Yöresel gıda üretim ve satışı Emine AÇIKGÖZ (33 yaşında) ; Beypazarı tarım şehridir. Beypazarı’nda kadın geçmiş yıllarda tarımla uğraşırdı. Kadınlarda erkek gibi onlarla beraber çalışırdı. Türkiye’nin zaten % 60 havucu Beypazarı’ndan karşılanır. Erkeklerle beraber kadınlarda aynı işi, aynı görevi yaparlardı. Sabah gidip akşam dönerlerdi. Ama şu anda bir turizm ortaya çıktı. Bir el feneri gibi. Önce turizm kendi ışığını gösterdi, sonra bu ışıktan herkes yararlanmaya çalıştı. Yani şu anda 2000 aile bu turizmden ekmek yiyor diyebiliriz. Hepsi bayan değil ama çoğunluğu bayan. Tarlada çalışırken bayanların sosyal güvencesi yoktu, işçilerdi şu anda işveren oldular. Kendilerinin olduğu gibi çalışanlara da yansıdı sosyal güvenceleri. Ben 10 sene öncesinden eşim çalışırdı ben otururdum. Bu işlerden çok fazla anlamazdım. Yani bu işi bilmiyordum. Küçük tezgahlarda başladık bu işe. 2 kilo tarhana 3 kilo makarna bu şekilde getirdik. 3 sene beş sene sonra bu işimiz biraz daha ilerledi. İlerlettikten sonra dükkanlar açmaya başladık. İşçi olduk sonra işveren haline geldik. Bu sosyal gidişatımızda bayanların öncülüğü çok olduğu için şu anda sosyal durumdayız.
 
Turistik giyim ve hediyelik eşya satıcısı Hatice Çağlayan ÇAĞLAYAN (55 yaşında); İlkin tarlada çalışıyorduk. Şimdi ise burada turizm başlayınca turizme yöneldik. Masa örtüsü, sofra bezi yemeni bu tür çeşitleri satıyoruz. Belediyemiz turizmi başlattığı için tarlada çalışmaktan vazgeçtik bu işe yöneldik. Tarlada da bayan çalışıyor burada da. Bayanlar üzerine olduğu için makarna, tarhana onları da yapıyorlar. Biz de bunu tercih ettik. Tarlaya da gidenler var yinede. Şimdi biz burada çalışıyoruz. 5 yıldır turizm faaliyeti içindeyiz. Beş yıldır bu iş üzerine çalışıyoruz. Memnunuz. İşletme kızımın, ben burada çalışıyorum. Tarlanın işleri zordu. Çamuru var, yağmuru var. Buranın işi kuraklıkta. Burayı tercih ettiğim için bu işe başvurdum. Kızım işletmeci. Tarla da Sabah gidiyoz, akşam geç geliyoz. Sabah er gidiyoz. Çok sorunları vardı. 25 yıl tarlada çalıştım. Sosyal güvencem yoktu. Sosyal güvencem yoktu. Bunun için tarlayı bıraktım bu işe başladım. Bayan olarak turizm işi başlayınca bu işe döndük.
 
Hasan Babahan ; Dükkanı idare eden eşim. Ben inşaatlarda çalışıyordum, tarlada çalışıyordum, çobanlık yapıyordum. Ondan sonra bu iş başladığından beri biz varız. Hıdırlıkta ekmek satmayla, bazlama satmayla başladık. Ondan sonra eşim şu anda işi o yönetiyor. Eşimle beraber çalışıyoruz. Halimizden memnunuz. Çok şükür iş sahibi olduk. Sabah dükkanımızı açıyoruz. Akşam evimize gidiyoruz. Huzurlu bir şekilde, iyi bir ortamda devam ediyoruz. Hayatımızdan memnunuz çok şükür. İşi yöneten zaten eşim. Kendisi modelleri çıkartıyor. Satışı bizzat kendisi yapıyor. Bende yardımcı oluyorum. Bende gölye satıyorum karşıda. Devam ediyoruz bu şekilde.
 
Güler Babahan (36 yaşında); Daha önce tarlada çalışıyorduk. Ondan sonra turizm nedeniyle 6-7 senedir dükkan açtık. Giyim modelleri çiziyorum. Gene burada tiyatro oynadım. Birincilik ödülü aldım Cumhurbaşkanlığı 
Eşdeğerliğinde. Dizilerde falan da oynamıştım daha öncesinde. Böyle modellerimiz var. Şalvarımız bürgülerimiz var. Elbiselerimiz var. Pantolonlarımız var. Koca çatlatanlarımız var. Antalyaya Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyorum. Kendim dikerek. Kendimde terziyim. Bayan olmak esnaf olmak iyi bir şeydir. Kendi ayakları üstünde duruyor. Ben eşimden harçlık istemiyorum. Eşim benden harçlık istiyor. Daha önce tarlada çalışırken işçiydim. Hepimiz öyleydik. Esnaf olduk turizm nedeniyle. Harika bir yer burası. Tarladan bayanlar esnaflığa kadar yöneldiler. Bayanlar çok yeteneklidir bence bu konuda Bayanlar.
 
Hasan .babahan 40 yaşında; Elbette iş kadını oldular. Tarlayı bıraktılar. Şimdi Güneydoğudan doğudan insanlarımız geliyor burada çalışıyor. Genelde insanlarımız bayanlarımız şu anda herkes işini beğendi çalışıyor. Bununlada guru duyuyoruz. Çok güzel bir olay. Yani anlayabileceğiniz şimdi bayanlar erkeklerden her şeyi kapmış durumda. Yani patronluğu bile kapmışlar. Erkekleri geriye bırakmışlar.
 
Güler Babahan (36 yaşında); Bayanlara yakışır bence değil mi ?
 
Fırın işletmecisi Ayşe SOYLU; (60 yaşında) Bütün millet iş tarlasına gidiyordu bayanlar. Ben gitmedim onu yalan satmayım. Tarlaya hiç gitmedim ev hanımıydım. Onlar gidiyordu ama şimdi bir iş sahası oldu. Bütün bayanlar sadece ben değil hepsi gördüğünüz gibi tarhana, makarna, baklava, dolma, aklına ne gelirse her bişeyi yapıyorlar. Gözleme yarımca. Her istediklerini yapıyorlar.

Kemal ÇELEN/ÖZEL HABER

Yorum Gönder
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir. Teşekkür Ederiz.
Yorumunuz onaylanmıştır, teşekkür ederiz.
Ad Soyad
Yorumunuz
Facebook Yorumları